Tatlı krizlerin artıyor, iştahını kontrol etmekte zorlanıyor musun?Son dönemde adını sıkça duyduğumuz krom pikolinat, özellikle kilo kontrolü ve insülin dengesi üzerinde etkili olup olmadığıyla en çok merak edilen takviyelerden biri haline geldi. krom pikolinat takviyesinin gerçekten işe yarayıp yaramadığı oldukça merak konusudur.
Bazı kişiler krom pikolinat kullandıktan sonra iştahlarının azaldığını söylerken, bazıları ise belirgin bir fark hissetmediğini belirtiyor. Peki bu takviye gerçekten işe yarıyor mu, kimlerde anlamlı olabilir ve kullanırken nelere dikkat etmek gerekir? Gelin inceleyelim.
Krom Pikolinat Nedir?
Krom pikolinat, triptofanın doğal olarak oluşan bir türevi olan üç değerlikli krom ve pikolinik asitten oluşan organik bir bileşiktir. Krom doğada; krom klorür, krom pikolinat, krom sitrat ve krom nikotin olmak üzere farklı krom tuzları halinde bulunmaktadır. Krom pikolinat ise krom takviyeleri içerisinde en çok tercih edilendir. Bunun en temel sebebi ise krom pikolinatın emilim oranıdır.
Krom mineralinin emilimi düşüktür, bağırsaklardaki krom emilimi yaklaşık olarak %2,5 oranında gerçekleşmektedir (1). Araştırmalar krom pikolinatın bağırsaklarda en iyi emilen krom formu olduğunu göstermektedir ve bu sebeple diyet takviyelerinde sıklıkla bu form kullanılmaktadır. Örnek olarak ise krom pikolinattan emilen krom oranı yaklaşık olarak %1,2 olduğu tespit edilirken, krom klorürden emilen krom miktarı ise %0,4 olarak tespit edilmiştir.
Krom Pikolinat Ne İşe Yarar?
Krom, makro besin ögesi olan karbonhidrat, protein ve yağların normal metabolizması (bu moleküllerin vücut tarafından emilmeye uygun bir forma parçalanmasıyla ilgili kimyasal olaylar) için gerekli olan mikro besin maddesidir. Krom, insülin hormonunun aktivitesini artırarak metabolizmaya etki etmesine karşın, krom ile insülin hormonu arasındaki ilişki henüz net bir şekilde tanımlanamamıştır. Krom pikolinat ise kromun aktif olduğu tüm metabolik olaylara etki etmektedir.
Diyet takviyesi olarak alınan krom, insülin hormonunun aktivitesini artırarak, glikoz metabolizmasında yani kan şekerinde iyileşmeler sağlayabilir. Bu durum diyabetli veya aşırı kilolu bireylerde kan şekeri dengesini sağlamaya yardımcı olabilir.
Krom takviyesinin yaygın olarak kullanılmaya başlamasının bir diğer sebebi ise kromun vücuttaki yağ miktarını azaltarak bireylerin kilo kaybı sağlamasına yardımcı olduğu düşüncesidir. Krom takviyesi, kan şekeri dengesi ile birlikte iştahı baskıladığı ve vücuttaki termojenizi yani vücuttaki ısı üretimini arttırdığı ve bu sebeple de kilo kaybı sağlayabileceği düşünülmektedir. Krom pikolinat, kilo kaybını destekleyen bir besin takviyesi olarak satılan krom mineralinin bir formudur.
Krom Pikolinatın Faydaları Nelerdir?
Krom pikolinat takviyesi üzerine yapılan çalışmalar krom mineralinin; bozulmuş glikoz toleransı ve diyabet, metabolik sendrom, kan yağlarının yükselmesi, polikistik over sendromu (PCOS), yağ kütlesi kaybı ve yağsız kas kütlesi kazancına olan etkisine odaklanmıştır.
Gelin birlikte krom pikolinatın olası sağlık faydalarını inceleyelim:
İnsülin Duyarlılığı ve Diyabet
Yapılan çalışmalar krom pikolinat alımının insülin direnci riskini azaltıp azaltamayacağına odaklanmıştır. Krom minerali insülinin etkisini güçlendirdiğinden, vücudun normal kan şekeri değerlerini korumasına katkı sağlar.
Hayvan ve insan çalışmaları, krom takviyesinin, mineral eksikliği olan kişilerde glikoz intoleransını düzelttiğini göstermektedir. Yapılan klinik çalışmalarda diyabetli hastalarda, diyabeti olmayan kontrol hastalarına göre daha düşük krom düzeyleri rapor edilmiştir. Bazı klinik araştırmalar, diyabetli hastalarda krom pikolinat takviyesinin insülin duyarlılığını ve glikoz metabolizmasını iyileştirmede fayda sağladığını göstermiştir.
Krom takviyelerinin, mineral eksikliği olan bireylerde glikoz metabolizmasını iyileştirebileceği daha net anlaşılırken yeterli-dengeli beslenen kişilerde, krom takviyesi kullanmanın aynı etkiyi yaratıp yaratmayacağı hala belirsizdir.
Kilo Kaybı: Krom pikolinat takviyesi halk arasında kilo vermeye yardımcı bir takviye olarak bilinmektedir ve bu sebeple sıklıkla kullanılmaktadır. Krom pikolinat takviyesinin kilo kaybına sebep olup olmadığı bilimsel çalışmalarda da tartışma konusudur.
Krom pikolinatın vücut ağırlığına etkisini inceleyen 19 randomize kontrollü çalışmanın meta analizi sonucunda denek bireylerde kilo ve yağ kütlesi kaybı olduğu görülmüştür. Ancak çalışmaların bir kısmında yağ kütlesi kaybı hesaplanırken, egzersiz veya diyet hesaba katılarak hesaplama yapılmamıştır, bu da sonuçları direkt olarak etkilenmiş olabilir.
Bir derleme çalışması 2012 yılına kadar olan krom pikolinat ve ağırlık kaybı üzerine yapılmış birçok çalışmayı ele alarak incelemiştir. İncelenen çalışmalardan bazıları kilo kaybı ve yağ kaybı konusunda olumlu sonuçları gösterse de derlemeyi hazırlayan bilim insanları kilolu veya obez bireylerde krom pikolinat takviyesi kullanımının etkinliği ve güvenliği konusunda kesin bir karara varabilmek için daha fazla güvenilir kanıt olması gerektiğini savunmaktadır.
Yapılan bazı çalışmalar ise krom takviyelerinin;
- Gıda alımını,
- Açlık seviyelerini
- Yağ kütlesini azaltabileceğini
göstermektedir. Çeşitli çalışmaların sonucu yağ kütlesini azaltarak kilo kaybı sağlamak ve vücut kompozisyonunu iyileştirmek için krom pikolinat takviyesinin kullanılabileceğini önermektedir.
Sonuç olarak bilim dünyası da krom pikolinatın kilo kaybı sağlamada etkili olup olmadığı konusunda kararsızdır. Kilo kaybı sağlamak amacıyla krom pikolinat takviyesi kullanmayı düşünüyorsanız diyetisyen eşliğinde buna karar verip kullanmanız daha uygun olacaktır.
Kas Kütlesi Artışı
Krom insülin etkisini artırabileceğinden, bazı bilim insanları krom pikolinat takviyesinin yağa dönüştürülen glikoz miktarını azaltabileceğini (yağ kütlesi oluşumu engelleme) ve protein sentezini arttırarak dolaylı bir şekilde yağ kütlesinde kayıp sağlarken, kas kütlesinde artış sağlayabileceğini ileri sürmektedirler.
Krom pikolinat ve yağsız kas kütlesini araştıran bir çalışmada günde 400 mikrogram krom pikolinat takviyesi alırken normal fiziksel ve beslenme alışkanlıklarını sürdüren deneklerin, vücut ağırlığı kayıplarının %98’i yağ kütlesi kaybı olurken yalnızca %2’si yağsız vücut kütlesi kaybı olduğu tespit edilmiştir.